(...)' Türkiye ne Gezi süreciyle birlikte yükselen toplumsal
muhalefete ne de bu muhalefetin savunularının çok daha geniş kitlelere
aktarılması sürecindeki sıkıntılara yabancıdır. Gezi sürecinin 12 Eylül
darbesinden sonraki ilk büyük kitlesel karşı çıkışın sembolü olarak
okunabileceğini, en azından okunması yolunda hatırı sayılır bir ısrarın öznesi
olduğunu biliyoruz. Bununla birlikte semboller ancak ilk anlam ile doğru
şekilde ilişkili halde ise açıklayıcıdır. Popüler kültürün tanımlama ya da top
10 listesi oluşturma gibi eğilimlerinin muhalif kesim içinde de aktif halde
bulunduğunu görmek bizleri şaşırtır. Haklı ve sağlıklı bir tanımlama işlemini
tarihsel sürece bırakmadan, 68 ya da 74 kuşağı gibi göndergelerden beslenen bir
90 kuşağı vurgusunun nasıl çıktığı belli değildir örneğin. Üstelik tarihsel
öncellerin muhalefet sürecindeki radikalliğinin, talep ve ifadelerindeki
netliğinin karşısında, bilgisayar teknolojilerini iyi kullanmayı bilen genç
kesimlerin yalnızca bir iktidar partisi karşıtlığıyla anlamlanan tavrı
karşılaştırılabilir olmaktan uzaktır. Bir kuşak tanımı için pek erkendir ve
Gezi süreci şayet bir kuşak hareketi olarak nitelendirilecekse bu sonraki
kuşakların hakkıdır.' (...)yazının tamamı için 'http://dikine.org/'

